Tuesday, April 27, 2010

E-tiket

Genel olarak en büyük derdim bu, tek obsesyonum da aynı zamanda.. Etiketler çığrımdan çıkartıyorlar beni.. Hele bir de rafta ne kadar uzun durursa o kadar fazla sayıda etiketin üst üste binme durumu var ya.. Deli ediyor adamı.. E malumunuz enflasyon denen birşey var..
Şimdi kendimizi o ürünün yerinde hayal edelim - empati kabiliyetimizi limitlerini zorlayarak kullanmak suretiyle -. Ufacığız.. Şansımız varsa ufak bir mahalle bakkalındayız, fena halde talihsizsek dev bir hipermarkette.. En yakınlarımız bize en benzeyen, aynı etikete, aynı barkoda sahip "birey"lerle kaplı.. Hemen ötemizde farklılıkları ilk bakışta göze çarpmayan, aynı "marka"nın değişik aromaları bulunmakta.. Karşı rafta da bizle aynı ırktan kimseler var, ama onlar bizim rakibimiz.. Farklı "firma"larca üretilmişler.. Üst raflarda ise parlak ve pahalı "yabancı"lar yayılmış oturuyorlar.. Bulunduğumuz "reyon" dışına uzanmıyor pek görüş mesafemiz.. Ama farkındayız.. Bizimle neredeyse hiç bir benzerlik taşımayan birileri var oralarda..
Ben havuçlu tarçınlı kekim mesela.. Çikolatalı arkadaşlara göre bir açıdan daha şanslıyım: rakibim az. Ama talep edenlerin sayısında aynı oranda düşük elbette. Ama alt tarafı bir "kek"im işte.. Bulunduğum markette bir et reyonu var ki, herkesin içi gidiyor.. Ya da mesela içecek reyonu, her giren uğramadan edemiyor..

No comments:

Post a Comment